Yandaki yapı genellikle Ortaköy Hamamı olarak bilinen, Hüsrev Kethüda Hamamı. Mimariden, estetikten anlamanız önemli değil, Ortaköy'de yürürken kafanızı kaldırın, etrafınıza şöyle bir bakın, görür görmez, "ne güzel bir yapı yahu, kim yapmış oğlum bunu" dersiniz. Ne de olsa Koca Sinan'ın eseri, tahminen 450-460 yıldır sadeliğinin ihtişamı ile yerinde duruyor.
İlk başta su yok gerekçesi ile hamam faaliyetine son verildi. Sonraları restoran/bar karışımı mekanlara kiralandı. Mimar Sinan'ın bir eserini incelemek için içeri girdiğinizde, "kaç kişiyiz?, rezervasyon var mı?, damsız almıyoruz?" gibi sorularla karşılaşmamız olasıydı sanırım. Zaten iç mimaride de hamamdan eser kalmamıştı. Bu yetmemiş olacak ki bugünlerde Ortaköy Hamamı'nın etrafı tamamen brandalar ile çevrildi. Tüm dış cepheye duvarı delmek sureti ile iskelet kuruldu. Hamamın yeni hak sahibi olan mobilyacı kafasına göre bir şeyler yapıyor işte. Oysa bir restorasyon çalışması varsa, normal şartlar altında, projenin mimarı, tahmini tamamlanma süresi, denetleyen vb. bilgileri içeren bir tabela asılmalıydı. Sanırım mekan kiralanırken, "iç-dış her türlü girişebilirsin, rahat ol" denmiş. Hamamın son hali aşağıdaki fotoğralarda incelenebilir. Son fotoğrafta pideci/kebapçı Kırçiçeği'nin de "şuraya da iki sandalye, bir branda atalım, en fazla 3-5 lira kaldırım işgal vergisi veririz" diyerekten, hamamın bir kısmını kendi bünyesine kattığı görülebilir.ekleme: sonraları dedim ki, ulan memleketteki boktan durumları görüp, atıp, tutuyoruz da ne yapıyoruz? beşiktaş belediyesi'ne durumu şikayet ettim. ilgili mobilyacının, anıtlar kurulu'ndan küçük çaplı restorasyon için izni varmış. keşke her şeyin kılıfına uydurulmadığını bilsek, keşke adamlar tecavüz etmeden yasal mücadele ile tarih eserleri koruyabileceğimize inansak... belki o zaman peşinden gitmeye devam ederdim olayın. küçük çaplı restorasyon mu lan bu?
ekleme 2: Delta A.Ş. üşenmemiş yorumlarda konu ile ilgili cevabını vermiş, her ne kadar biraz konu dışına çıkılmış olsa da pek iyi yapmışlar, buyrunuz okuyunuz.



